Yargıtay, TCK m. 62'nin uygulanmasında, 'failin ikrarının' takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmesini, hangi koşulun varlığına bağlamaktadır? Sanığın, aleyhindeki tüm deliller ortaya çıktıktan sonra suçu kabul etmesi, bu anlamda bir 'ikrar' sayılır mı?
Yargıtay, failin ikrarının takdiri indirim nedeni olarak zorunlu görülmesini, bu ikrarın 'maddi gerçeğin ortaya çıkmasına ve suçun vasfının belirlenmesine' somut bir katkı sağlaması koşuluna bağlamaktadır. Özellikle, sanığın ikrarı olmasaydı suçun ispatlanmasının çok zor veya imkansız olacağı ya da suçun niteliğinin (örneğin hırsızlık mı, yağma mı olduğunun) anlaşılamayacağı durumlarda, sanığın ikrarı yargılamaya önemli bir hizmet sunmuş olur. Bu durumda, sanığın bu olumlu davranışının TCK m. 62 ile ödüllendirilmesi gerektiği kabul edilir. (Bkz: Yargıtay CGK, T. 17/06/2014, E. 2013/6-301, K. 2014/329 K. atfı). Ancak, sanığın aleyhindeki tüm delillerin (tanık beyanları, kamera kayıtları, parmak izi vb.) toplanıp, suçun sübutu konusunda artık bir şüphe kalmadıktan sonra, kaçınılmaz bir son olarak suçu kabul etmesi, yargılamaya bir katkı sağlamayan, samimiyetten uzak bir 'kerhen ikrar' olarak değerlendirilir. Bu tür bir ikrar, Yargıtay tarafından takdiri indirim uygulanmasını zorunlu kılan nitelikte bir ikrar olarak kabul edilmez. Hakimin bu durumda takdiri indirimi uygulamaması hukuka uygun görülür.