Bir davada taraflar mahkeme huzurunda sulh olduklarını beyan ederek bunu tutanağa geçirmişlerdir. Daha sonra taraflardan biri, sulh iradesinin hata veya hile ile sakatlandığını iddia ederek sulhten dönmek istemiştir. Bu talep, aynı dava içinde karara bağlanabilir mi, yoksa ayrı bir dava konusu mu yapılmalıdır? (HMK m. 315/2)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122582

Bu talep, sulh olunan aynı dava içinde karara bağlanamaz. HMK m. 315/1, usulüne uygun yapılan bir mahkeme içi sulhün davayı sona erdirdiğini ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğunu belirtir. Bu nedenle, sulh ile birlikte o dava hukuken sona ermiştir. Taraflardan birinin sulh iradesinin hata, hile, ikrah (korkutma) gibi bir irade sakatlığı ile oluştuğunu veya aşırı yararlanma (gabin) bulunduğunu iddia etmesi durumunda başvuracağı yol, HMK m. 315/2'de açıkça gösterilmiştir: 'İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hallerinde sulhun iptali istenebilir.' Bu 'iptal istemi', sona ermiş olan eski dava içinde ileri sürülemez. Sulh sözleşmesinin kendisi bir maddi hukuk sözleşmesi niteliği de taşıdığından, bunun iptali için genel hükümlere göre 'ayrı bir dava' açılması gerekmektedir. Bu yeni davada, davacı, sulh sözleşmesinin iptalini ve bunun sonucunda önceki davanın yeniden görülmesini talep edecektir. Mahkeme, bu yeni davada sulhün iptaline karar verirse, ancak o zaman önceki uyuşmazlık yeniden canlanabilir.