Düğün takılarının iadesi davasında zamanaşımı süresi, talebin 'aynen iade' veya 'bedel iadesi' olmasına göre nasıl farklılaşır? Bu farklılığın temelindeki davanın hukuki niteliğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122575

Bu farklılık, talebin dayandığı davanın hukuki niteliğinden kaynaklanır. 1) Aynen İade Talebi: Davacı, davalıda mevcut olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürerek, bunların kendisine 'aynen iadesini' talep ediyorsa, bu dava hukuki niteliği itibarıyla bir 'istihkak davası'dır (TMK m. 683). Mülkiyet hakkı, ayni bir hak olup zamanaşımına tabi değildir. Dolayısıyla, ziynet eşyalarının aynen iadesi için açılan istihkak davası herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir ve her zaman açılabilir. 2) Bedel İadesi Talebi: Eğer ziynet eşyaları davalı tarafından bozdurulmuş, kaybedilmiş veya başka bir sebeple mevcut değilse, davacı 'aynen iadenin mümkün olmaması halinde bedellerinin ödenmesini' talep eder. Bu talep, artık bir ayni hak talebi değil, bir 'tazminat' veya 'sebepsiz zenginleşme' alacağı talebidir. Bu tür alacak davaları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Bu 10 yıllık süre, kural olarak boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Çünkü boşanma kesinleşene kadar eşler arasındaki hukuki ilişki devam ettiğinden, zamanaşımı işlemez (TBK m. 153).