AYM'nin, TCK m.217/A ('Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma') hakkındaki iptal talebini reddetmesi, 'Anayasa Mahkemesi ne anlama geliyor?' metninde bir eleştiri konusu olarak sunulmuştur. Bu eleştirinin temelindeki 'kanunilik' ilkesi sorunu nedir ve AYM'nin bu maddeyi neden Anayasaya aykırı bulmadığını (çoğunluk görüşünün olası argümanları) tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122515

Eleştirinin temelindeki 'kanunilik' ilkesi sorunu, TCK m.217/A'da yer alan 'gerçeğe aykırı bir bilgiyi' ve 'ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili' gibi ifadelerin son derece soyut, belirsiz ve öngörülemez olmasıdır. Kanunilik ilkesi, bir suç tanımının sıradan bir vatandaş tarafından anlaşılabilecek kadar açık ve net olmasını, hangi eylemin yasak olduğunun ve hangi sonuçları doğuracağının önceden bilinmesini gerektirir. Eleştirel görüşe göre, neyin 'gerçeğe aykırı bilgi' sayılacağı veya bir bilginin kamu düzenini bozmaya 'elverişli' olup olmadığı, uygulayıcıların (savcı, hakim) sübjektif ve keyfi yorumlarına son derece açık bir alandır. Bu belirsizlik, ifade ve basın özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki (chilling effect) yaratır. AYM'nin iptal talebini reddeden çoğunluk görüşünün olası argümanları ise şunlar olabilir: 1) Kanun metninin, yargısal yorum yoluyla belirlilik kazanabileceği; 'gerçeğe aykırı' gibi kavramların her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce doldurulabileceği. 2) İfade özgürlüğünün mutlak olmadığı ve kamu düzeni, ulusal güvenlik gibi meşru amaçlarla sınırlanabileceği (Anayasa m. 26). 3) Maddenin amacının dezenformasyonla mücadele gibi meşru bir kamu yararı taşıdığı ve bu nedenle yapılan sınırlamanın demokratik toplumda gerekli olduğu. 4) Suçun oluşumu için 'sırf bu maksatla' ve 'kamu barışını bozmaya elverişli olacak şekilde' gibi ek unsurların arandığı, bu unsurların keyfi uygulamaları engelleyeceği. Bu argümanlar, kanunilik ilkesinin katı yorumu yerine, kamu yararı ile temel haklar arasında bir denge kurma çabasını yansıtmaktadır.