5271 sayılı CMK m. 318, yargılamanın yenilenmesi isteminin 'hükmü veren mahkemeye' sunulacağını belirtir. Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda tespit ettiği bir hak ihlalinin, Yargıtay'ın temyiz incelemesi sırasındaki bir işlemden (örn: tebliğnamenin sanığa tebliğ edilmemesi) kaynaklandığı durumlarda, 6216 sayılı Kanun m. 50/2'deki 'ilgili mahkemeye gönderme' kuralı nasıl yorumlanmalıdır? 'İlgili mahkeme' yerel mahkeme midir, yoksa Yargıtay mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122502

Bu durum, kanun metinlerinin lafzı ile yargılama ilkelerinin çatıştığı bir alanı temsil eder. CMK m. 318'deki 'hükmü veren mahkeme' ifadesi, genellikle esasa ilişkin yargılamayı yürüten ve delilleri doğrudan değerlendiren ilk derece mahkemesini işaret eder. Ancak 6216 sayılı Kanun m. 50/2, daha esnek bir ifadeyle dosyanın 'ilgili mahkemeye' gönderileceğini belirtir. 'İlgili mahkeme', hak ihlalini gerçekleştiren ve bu ihlali ortadan kaldırabilecek konumda olan mahkemedir. Eğer hak ihlali, Yargıtay'ın temyiz incelemesi sırasında yaptığı bir usuli hatadan (tebliğnamenin tebliğ edilmemesi, duruşma talebinin haksız reddi vb.) kaynaklanıyorsa, ihlalin kaynağı Yargıtay'dır. Bu durumda, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesi, hem 'usul ekonomisi' ilkesine aykırı olur hem de yerel mahkemenin, Yargıtay'ın hatasını düzeltme gibi bir yetkisi olmadığından anlamsız kalır. Bu gibi istisnai durumlarda, 'ilgili mahkeme' kavramı, ihlali bizzat gerçekleştiren 'Yargıtay' olarak yorumlanmalıdır. Anayasa Mahkemesi, ihlalin giderilmesi için dosyanın doğrudan Yargıtay'ın ilgili dairesine gönderilmesine karar vermelidir ki Yargıtay, kendi usuli hatasını düzelterek (örneğin tebliğnameyi tebliğ edip savunma alarak) temyiz incelemesini yeniden yapabilsin.