8. Yargı Paketi ile TCK'da yapılan 'örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek' eyleminin ayrı bir suç olarak düzenlenmesinin, daha önceki TCK m. 220/6'nın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesiyle olan ilişkisini ve yeni düzenlemenin 'belirlilik' ve 'kanunilik' ilkeleri açısından taşıdığı önemi açıklayınız.
Anayasa Mahkemesi, eski TCK m. 220/6'da yer alan 'örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olma suçundan da cezalandırılacağı' hükmünü, 'belirlilik' ve 'suçların şahsiliği' ilkelerine aykırı bularak iptal etmişti. İptal gerekçesi, kişinin örgüt üyesi olmadığı halde, üye gibi cezalandırılmasının bir 'varsayıma' dayandığı ve suç ile ceza arasında adil bir denge kurmadığı yönündeydi. 8. Yargı Paketi ile getirilen yeni düzenleme, bu iptal kararının yarattığı boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Yeni düzenleme, 'örgüte üye olma' suçundan ayrıca ceza vermek yerine, 'örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemeyi' başlı başına, bağımsız bir suç olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşım, 'belirlilik' ve 'kanunilik' ilkeleri açısından daha isabetlidir. Çünkü artık fail, işlemediği bir 'üyelik' suçundan değil, bizzat gerçekleştirdiği 'örgüt adına suç işleme' fiilinden dolayı cezalandırılmaktadır. Bu, fiil ile yaptırım arasında daha doğrudan bir bağ kurar ve Anayasa Mahkemesi'nin işaret ettiği varsayıma dayalı cezalandırma sorununu ortadan kaldırır. Fail, hem işlediği asıl suçtan (örn. kasten yaralama) hem de bu yeni bağımsız suçtan (örgüt adına hareket etme) ayrı ayrı cezalandırılacaktır.