Bir tacirin, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla bilançosunda değişiklik yaparak aktifini olduğundan az göstermesi TCK m.161/1-d kapsamında bir eylemdir. Bu tacir hakkında hileli iflas suçundan soruşturma başlatılabilmesi için, iflas kararının hangi aşamada olması gerekir? Ticaret mahkemesinin verdiği iflas kararının Yargıtay tarafından bozulması, devam eden ceza davasını nasıl etkiler?
TCK m.161'de tanımlanan hileli iflas suçundan bir soruşturma veya kovuşturma yapılabilmesi için, tacir hakkında verilmiş ve 'kesinleşmiş' bir iflas kararının bulunması gerekir. Ticaret mahkemesinin verdiği iflas kararının tek başına varlığı yeterli değildir; bu karara karşı kanun yolları tüketilmiş ve karar kesinleşmiş olmalıdır. Bu, suçun objektif cezalandırılabilme şartıdır. Yargıtay'ın ticaret mahkemesinin iflas kararını bozması durumunda, ortada kesinleşmiş bir iflas kararı kalmaz. Bu durum, devam eden ceza davasını doğrudan etkiler. Hileli iflas suçunun en temel unsuru ve cezalandırılabilme şartı ortadan kalktığı için, ceza mahkemesinin CMK m. 223 uyarınca 'düşme' veya 'beraat' kararı vermesi gerekir. Çünkü suçun yasal unsuru olan kesinleşmiş iflas kararı artık mevcut değildir. Yargılama devam edemez. (Bkz: Yargıtay 23. CD, K: 2016/5365'te kesinleşmiş iflas kararının dosyada bulunması gerektiğinin vurgulanması)