TCK m.6/1-a'da 'vatandaş' deyimi 'fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi' olarak tanımlanmıştır. Buna karşın Anayasa m.38/son 'vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez' demektedir. Suçu işlediği sırada yabancı olan, ancak iade talebi sırasında Türk vatandaşlığını kazanan bir kişinin iadesi talebi karşısında, bu iki hüküm arasındaki potansiyel çelişki nasıl çözülmelidir? Hangi hüküm öncelikli uygulanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122481

Bu durumda, normlar hiyerarşisi ilkesi gereğince Anayasa hükmü olan m. 38/son, kanun hükmü olan TCK m. 6/1-a'ya göre öncelikli olarak uygulanmalıdır. TCK m. 6'daki tanım, ceza kanunlarının kişi bakımından uygulanmasına yönelik genel bir ilkedir ve özellikle TCK m. 10-19 arasındaki yargılama yetkisine ilişkin hükümlerin uygulanmasında önem taşır. Ancak iade, devletin egemenlik hakkı ve temel insan hakları ile doğrudan ilgili, anayasal düzeyde düzenlenmiş özel bir kurumdur. Anayasa m. 38/son, 'vatandaş' kelimesini kullanırken herhangi bir zaman kısıtlaması (suç anı, talep anı vb.) getirmemiştir. Bu durumda ilke, iade talebinin değerlendirildiği andaki vatandaşlık durumuna göre yorumlanmalıdır. Kişi, iade talebi anında Türk vatandaşı ise, Anayasa'nın sağladığı korumadan yararlanmalıdır. TCK'daki tanımın, anayasal bir hakkı daraltacak şekilde yorumlanması mümkün değildir. Aksi bir yorum, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine (Anayasa m. 11) aykırı olur. Dolayısıyla, sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişi, iade edilemez. Yabancı devletin, bu durumda 'aut dedere aut judicare' (iade et ya da yargıla) ilkesi uyarınca Türkiye'den failin yargılanmasını talep etme hakkı saklıdır.