TCK m.161/1-b'de, hileli iflasın bir unsuru olarak 'ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi' eylemi düzenlenmiştir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/8411 K. sayılı kararı ışığında, bir tacirin sadece ticari defterlerini iflas idaresine ibraz etmemesi, tek başına bu suçun oluşumu için yeterli midir? Değilse, ek olarak neyin ispatlanması gerekir?
Hayır, yeterli değildir. Yargıtay'ın ilgili kararında da vurgulandığı üzere, TCK m.161/1-b'deki suçun oluşumu için, defter ve belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi eyleminin tek başına gerçekleştirilmesi yeterli değildir. Kanun metni, bu eylemin belirli bir amaçla yapılması gerektiğini açıkça belirtir: 'Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için...'. Dolayısıyla, bu suçun sübuta ermesi için savcılığın iki hususu birlikte ispatlaması gerekir: 1) Failin, alacaklıların alacaklarının teminatı olan malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli bir tasarrufta bulunmuş olması (örn. mal kaçırma, muvazaalı satış vb.). 2) Ticari defterleri gizleme veya yok etme eylemini, işte bu hileli tasarrufu gizlemek, delillerini karartmak ve ortaya çıkmasını engellemek amacıyla işlemiş olması. Sadece defterlerin ibraz edilmemesi, ancak malvarlığını azaltıcı hileli bir eylemin varlığı ispatlanamazsa, TCK m.161/1-b'deki suç oluşmaz. Bu durumda, eylem belki İcra ve İflas Kanunu veya Vergi Usul Kanunu kapsamında başka bir sorumluluk doğurabilir, ancak hileli iflas suçunu oluşturmaz.