TCK m.158/1-d'de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunda, failin kamu kurumu niteliğindeki icra dairesini araç olarak kullanması nasıl gerçekleşir? Sahte bir senedi icraya koyan ancak borçlunun itirazı üzerine takibi durdurulan bir failin eylemi, bu suç açısından hangi aşamada kalmıştır ve neden?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122472

Failin kamu kurumu niteliğindeki icra dairesini araç olarak kullanması, hileli bir şekilde oluşturduğu (örneğin sahte imza ile düzenlenmiş bir senet) bir alacağı tahsil etmek amacıyla, devletin cebri icra gücünü temsil eden icra dairesinde takip başlatmasıyla gerçekleşir. Fail, bu yolla, devletin resmi organını kendi hileli amacına alet ederek mağdurun malvarlığında bir azalmaya neden olmayı hedefler. Soruya konu olayda, failin sahte senedi icraya koymasıyla suçun icra hareketleri başlamıştır. Ancak, mağdurun (borçlunun) yasal süresi içinde takibe itiraz etmesi ve takibin durması, suçun neticesinin, yani mağdurun malvarlığında bir zararın (haciz, satış vb.) meydana gelmesini engellemiştir. Bu durumda, failin iradesi dışındaki bir sebeple (mağdurun itirazı) suç tamamlanamamıştır. Dolayısıyla, failin eylemi 'kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs' aşamasında kalmıştır (TCK m. 35). Eğer itiraz olmasaydı ve haciz işlemi yapılsaydı, zarar neticesi gerçekleşeceği için suç tamamlanmış olacaktı. (Bkz: Yargıtay 11. CD, K.2022/3855 atfı).