TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasında hakimin takdir yetkisinin sınırları nelerdir? Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir mahkemenin takdiri indirimi uygulamama kararının gerekçesi olarak 'sanığın suçunu inkar etmesi' veya 'pişmanlık göstermemesi' gibi soyut ifadeler kullanması, hukuki denetim açısından yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122462

Hakimin TCK m. 62'yi uygulama konusundaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bu yetki, Anayasa'nın 141. ve CMK'nın 34. maddeleri uyarınca 'gerekçeli karar hakkı' ve hukukun genel ilkeleriyle sınırlıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (Bkz: Yargıtay CGK, K. 2009/191), mahkeme takdiri indirim uygulasa da uygulamasa da kararını somut, denetime elverişli ve dosya içeriğiyle uyumlu gerekçelere dayandırmak zorundadır. Kanun metnindeki 'failin geçmişi, sosyal ilişkileri, yargılama sürecindeki davranışları' gibi ibarelerin soyut olarak tekrar edilmesi yeterli bir gerekçe değildir. 'Sanığın suçunu inkar etmesi' tek başına takdiri indirimin uygulanmaması için geçerli bir sebep olamaz; çünkü bu, Anayasa ile güvence altına alınan 'susma hakkı' ve 'kendini suçlamama' ilkelerinin dolaylı yoldan cezalandırılması anlamına gelebilir. Benzer şekilde, 'pişmanlık göstermemesi' gibi sübjektif ve ölçülmesi zor bir gerekçenin de somut olgularla (örneğin, mağdurun zararını gidermeye çalışmaması, alaycı tavırlar sergilemesi vb.) desteklenmesi gerekir. Aksi halde, soyut ifadelerle verilen uygulamama kararları, gerekçesiz ve keyfi kabul edilerek Yargıtay tarafından bozulabilmektedir.