Kat malikleri kurulu toplantısı için yapılan çağrının, Kanun'da (KMK m. 29) öngörülen usule (örn. en az 15 gün önce, taahhütlü mektupla vb.) uygun yapılmaması, Yargıtay tarafından neden 'diğer hususların incelenmesine gerek olmadan salt bu nedenle' iptal sebebi olarak kabul edilmektedir?
Yargıtay'ın bu yaklaşımının temelinde, çağrı usulünün 'emredici' nitelikte olması ve kat maliklerinin en temel haklarından olan 'toplantıya katılma ve oy kullanma' hakkının özünü oluşturması yatmaktadır. Kat malikleri kurulunda ortak iradenin sağlıklı ve meşru bir şekilde oluşabilmesinin ilk ve en önemli adımı, tüm maliklerin toplantının yeri, zamanı ve gündemi hakkında usulüne uygun olarak haberdar edilmesidir. Çağrı usulüne uyulmaması, bazı maliklerin toplantıdan haberdar olamamasına, dolayısıyla iradelerini ve görüşlerini yansıtma imkanından mahrum kalmalarına yol açar. Bu durum, alınan kararların meşruiyetini temelden sarsan, çok ciddi bir usul eksikliğidir. Bu nedenle Yargıtay, bu eksikliğin varlığı halinde, toplantıda alınan kararların içeriğinin hukuka uygun olup olmadığını veya yeterli çoğunluğun sağlanıp sağlanmadığını dahi incelemeye gerek görmeden, tek başına bu usul ihlalini kararların iptali için yeterli saymaktadır. Çünkü usulsüz bir çağrı ile toplanan bir kurulun aldığı kararlar, en başından itibaren sakat doğmuştur. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/kat-malikleri-kurulunca-alınan-kararlarin-karar-defterine-islenmesinin-etkisi, Yargıtay 20. HD, 2019/334 E.)