Taraflardan birinin resmi mercilere beyan edilmiş adresinde bulunamaması veya yurt dışında olması gibi nedenlerle kendisine ulaşılamaması halinde uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturmanın sonuçlandırılması (CMK m. 253/6), adil yargılanma hakkı açısından bir sorun teşkil eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121903

Bu düzenleme, ilk bakışta taraflardan birinin uzlaşma hakkından mahrum kalması gibi görünse de, adil yargılanma hakkından çok 'usul ekonomisi' ve 'yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması' ilkelerine hizmet eder. Kanun koyucu, soruşturmanın, ulaşılamayan bir taraf yüzünden süresiz olarak bekletilmesinin önüne geçmek istemiştir. Burada bir hak ihlali olarak görülmemesinin nedenleri şunlardır: 1) Devletin Pozitif Yükümlülüğü: İdare, kişinin resmi kayıtlardaki adresine tebligat çıkarmakla ve makul bir araştırma yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yerine getirildikten sonra hala ulaşılamıyorsa, devletin kusurundan söz edilemez. 2) Yargılamanın Devamı: Uzlaşma sağlanamaması, kişinin haklarının sonu anlamına gelmez. Soruşturma devam eder ve dava açılırsa, kişi yargılama aşamasında tüm savunma haklarını kullanabilir. 3) Sonradan Uzlaşma İmkanı: CMK m. 253/16, uzlaşma teklifi reddedilse veya yapılamasa bile, tarafların iddianame düzenlenene kadar kendi aralarında anlaşıp savcılığa başvurarak uzlaşabileceklerini düzenlemiştir. Bu, başlangıçta ulaşılamayan taraf için bir telafi imkanı sunar. Dolayısıyla, bu kural makul sürede yargılanma hakkı ile uzlaşma hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmaktadır. (Bkz: kadimhukuk.com.tr/makale/uzlastirma-kanunu-uzlasma-sartlari-cmk-253/)