CMK m. 253'te uzlaşma kapsamındaki suçlar sayılırken, 'soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir' (m. 253/2) denilmektedir. Bu hüküm, uzlaştırmanın uygulama alanını nasıl şekillendirmektedir?
Bu hüküm, uzlaştırma kurumunun uygulama alanını belirleyen temel bir ilke ortaya koymaktadır. Buna göre, suçların uzlaşma kapsamında olup olmadığı şu şekilde belirlenir: 1) Kural (Şikayete Bağlı Suçlar): Bir suç, hangi kanunda düzenlenmiş olursa olsun, eğer soruşturulması ve kovuşturulması 'şikayete bağlı' ise, kural olarak uzlaşma kapsamındadır. (CMK m. 253/1-a). Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bu kuralın istisnasıdır. 2) İstisna (Şikayete Bağlı Olmayan Suçlar): Bir suç, eğer şikayete bağlı değilse (resen soruşturuluyorsa), bu suçun uzlaşma kapsamında olabilmesi için iki ihtimal vardır: a) CMK m. 253/1-b'de (hırsızlık, dolandırıcılık gibi) açıkça sayılmış olmalıdır. b) Eğer CMK'da sayılmamışsa, o suçun düzenlendiği özel kanunda (örneğin İcra ve İflas Kanunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu) 'bu suç uzlaştırma kapsamındadır' şeklinde açık bir hüküm bulunmalıdır (CMK m. 253/2). Bu düzenleme, şikayete bağlı olmayan suçlarda uzlaştırmanın istisnai olduğunu ve kanun koyucunun açık iradesine bağlandığını göstermektedir. (Bkz: kadimhukuk.com.tr/makale/uzlastirma-kanunu-uzlasma-sartlari-cmk-253/)