TCK m. 192/3'teki etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için failin yardımının 'gönüllü' olması ne anlama gelir? Yakalandıktan sonra, delillerin baskısı altında yapılan bir itiraf bu kapsamda değerlendirilebilir mi?
'Gönüllülük', failin yardımının herhangi bir zorlama, baskı veya kaçınılmaz bir durumun sonucu olmaksızın, kendi özgür iradesiyle gerçekleşmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre (örneğin CGK, 19.10.2021, 2019/301 E.), gönüllülük unsurunun varlığı her olayın kendi özelliğine göre değerlendirilmelidir. Failin yakalanmış olması, tek başına gönüllülüğü ortadan kaldırmaz. Önemli olan, failin yakalandıktan sonraki tutumudur. Eğer fail, yakalanmış olmasına rağmen, kolluk kuvvetlerinin henüz bilmediği, başka türlü ulaşamayacakları önemli bilgileri (örneğin uyuşturucunun kaynağı olan ana fail, diğer suç ortaklarının kimlikleri, gizlenmiş uyuşturucunun yeri vb.) kendi isteğiyle vererek suçun tam olarak aydınlatılmasına ve diğer faillerin yakalanmasına hizmet ediyorsa, bu yardımı 'gönüllü' kabul edilir ve etkin pişmanlık uygulanır. Ancak, failin zaten tüm delillerin ele geçirildiği, suç ortaklarının yakalandığı bir aşamada, artık inkar etme imkanı kalmadığı için yaptığı bir itiraf, 'gönüllü' bir yardım olarak değil, delillerin baskısı altında yapılmış bir açıklama olarak görülür ve etkin pişmanlık kapsamına girmez. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/etkin-pismanlik-düzenleme-ve-uygulama-farklilikleri-ile-etkin-pismanligin-supheliye-veya-saniga-hatirlatilmasi)