Tapu Kanunu'nun 26. maddesi, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin tapu müdürü veya görevlileri tarafından yapılmasını emrederken, aynı maddenin son fıkraları noterlikçe düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin tapuya şerhini düzenlemektedir. Bu iki düzenleme arasındaki hukuki ilişkiyi ve 'şerhin' mülkiyetin devri üzerindeki etkisini açıklayınız.
Bu iki düzenleme arasında 'borçlandırıcı işlem' ve 'tasarruf işlemi' ayrımına dayanan bir hukuki ilişki vardır. Tapu Kanunu m. 26'nın ilk fıkrası, mülkiyeti doğrudan nakleden 'tasarruf işlemi' olan satım sözleşmesinin resmi şeklini düzenler. Bu şekle uyulmadan mülkiyet devredilemez. Noterlikçe düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ise bir 'borçlandırıcı işlem'dir. Bu sözleşme mülkiyeti devretmez, sadece satıcının ileride tapuda mülkiyeti devretme borcu altına girmesini sağlar. Tek başına ayni bir hak doğurmaz, sadece şahsi bir hak (talep hakkı) doğurur. Tapuya 'şerh' edilmesi (Tapu Kanunu m. 26/son fıkralar), bu şahsi hakkı güçlendirerek ona bir nevi 'ayni etki' kazandırır. Şerh sayesinde, satış vaadi alacaklısı bu hakkını, taşınmazı daha sonra devralan üçüncü kişilere karşı da ileri sürebilir hale gelir. Şerh, mülkiyeti geçirmez ama mülkiyetin vaade uygun şekilde devredilmesini güvence altına alır. Şerhten itibaren beş yıl içinde satış yapılmazsa bu şerh tapu müdürlüğünce resen terkin edilir. (Bkz: zulkufarslan.av.tr/2644-sayili-tapu-kanunu/, Tapu Kanunu m. 26)