Uygulamada bölge adliye mahkemelerinin, CMK m. 289'daki yetki sınırlarını aşarak işin esasına giren (örn. 'beraat yerine mahkumiyet gerekir' şeklinde) bozma kararları vermesi, Anayasa m. 138'deki 'mahkemelerin bağımsızlığı' ve 'emir ve talimat verilemez' ilkelerini nasıl ihlal eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121847

Bu tür bir bozma kararı, Anayasa m. 138'i birkaç yönden ihlal eder: 1) Hakimlerin Bağımsızlığı ve Vicdani Kanaat (m. 138/1): Anayasa, hakimlerin Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak 'vicdani kanaatlerine göre' hüküm vereceğini emreder. BAM'ın, ilk derece mahkemesinin delil takdirine ve vicdani kanaatine müdahale ederek esasa ilişkin bir sonuç (mahkumiyet) dayatması, bu ilkeyi doğrudan zedeler. 2) Emir ve Talimat Yasağı (m. 138/2): Anayasa'nın 138. maddesinin ikinci fıkrası, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremeyeceğini belirtir. BAM'ın 'beraat yerine mahkumiyet verilmeliydi' şeklindeki bir bozma kararı, hukuki bir değerlendirme kisvesi altında, alt derece mahkemesine yönelik örtülü bir 'emir ve talimat' niteliği taşır. Bu, ilk derece mahkemesini serbestçe karar verme yetkisinden mahrum bırakır ve onu üst mahkemenin bir 'onay makamı' konumuna indirger. Bu durum, yargı yetkisinin devredilmezliği ve mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleriyle açıkça çelişir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/istinaf-bozmasindan-sonra-serbestlik)