Tasarlayarak kasten öldürme suçunda (TCK m. 82/1-a), Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında aranan 'soğukkanlılık' ve 'makul süre' unsurları, suçun manevi unsuru olan kastın niteliğini nasıl etkilemektedir? YCGK 12.04.2016 tarihli kararda, maktulün gece boyunca mesaj atmaya devam etmesi, sanığın 'soğukkanlılığa' ulaşmasını neden engellemiştir?
Tasarlamada aranan 'soğukkanlılık' ve 'makul süre' unsurları, kastın ani bir kararla (adi kast) değil, belirli bir düşünme ve planlama sürecinden sonra, sükunetle ve sebatla oluştuğunu gösterir. Bu, kastın 'yoğunluğunu' ve failin 'tehlikeliliğini' artırarak suçu nitelikli hale getiren temel unsurdur. 'Makul süre', failin eyleminin sonuçlarını düşünebileceği ve kararından vazgeçme imkanı bulabileceği bir zaman dilimini; 'soğukkanlılık' ise bu süre sonunda hiddet veya şiddetli elem halinin geçerek, eylemin planlı bir şekilde işlenmesini ifade eder. YCGK'nın ilgili kararında, maktulün gece boyunca mesaj atmaya devam etmesi, sanığı ilk hiddete sevk eden olayın (eşini maktulle uygunsuz görme) yarattığı 'haksız tahrikin' etkisinin devam etmesine ve sanığın ruhi sükunete ulaşamamasına neden olmuştur. Maktulün bu ısrarlı eylemleri, sanığın tehevvür (hiddet) halinden çıkmasını engellemiş, dolayısıyla öldürme kararını sükunetle ve soğukkanlılıkla değil, devam eden bir öfke hali içinde verip uyguladığı kabul edilmiştir. Bu nedenle tasarlamanın en önemli sübjektif şartı olan 'ruhi sükunete ulaştıktan sonra kararda sebat etme' unsuru gerçekleşmemiştir. (Bkz: zulkufarslan.av.tr/tasarlayarak-kasten-oldurme-sucu/, YCGK. 12.04.2016 T. 2015/1-1222 E.)