Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/3500 E. sayılı kararında, noter devir sözleşmesinde bedelin 'nakten ve tam olarak alındığı' belirtilmesine rağmen, daha sonraki tarihli adi yazılı bir protokolün dikkate alınması, resmi belgenin ispat gücüne bir istisna mı teşkil eder, yoksa onu çürüten bir delil midir? Hukuki nitelendirmeyi yapınız.
Bu durum, resmi belgenin ispat gücüne bir istisna getirmekten ziyade, o resmi belgeyi 'çürüten' yeni ve geçerli bir delilin varlığını kabul etmektir. Noterde yapılan hisse devir sözleşmesi, HMK m. 204 uyarınca aksi ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde bir resmi belgedir. Ancak taraflar, bu resmi işlemden sonra, aralarında yaptıkları ve HMK m. 205 uyarınca imzası inkar edilmediği için yine 'kesin delil' niteliğinde olan yeni bir adi yazılı sözleşme (protokol) ile ödeme şeklini, vadesini veya bedelin aslında ödenmediğini kararlaştırabilirler. Yargıtay'ın bu kararı, sonraki tarihli ve geçerli olan bu protokolü, noter senedindeki 'bedel ödendi' beyanının aslında 'muvazaalı' (görünüşte yapılmış) olduğuna dair bir 'yazılı delil' olarak kabul etmektedir. HMK m. 201'deki 'senede karşı senetle ispat' kuralı burada işlemektedir. Yani, bir kesin delil (noter senedi), başka bir kesin delille (adi yazılı protokol) çürütülmektedir. Bu, bir istisna değil, ispat hukukunun kendi içindeki bir mekanizmasıdır. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-205-adi-senetlerin-ispat-gucu.html)