Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/619 E., 2018/919 K. sayılı kararında, davalı imzasını ikrar etmiş ancak senedin 'boşa imza attırılarak' anlaşmaya aykırı doldurulduğunu savunmuştur. Kurul, ispat yükünü neden davalıya yüklemiş ve ispat vasıtası olarak neden 'kesin delil' (senet) aramıştır? Bu karar, 'beyaza imza'nın hukuki sonuçları hakkında hangi temel ilkeleri ortaya koymaktadır?
Kurul, ispat yükünü davalıya yüklemiştir çünkü davalı, hayatın olağan akışına aykırı bir iddiada bulunmaktadır: imzasını taşıyan bir belgeye borçlu olmadığını iddia etmektedir. TMK m. 6 uyarınca, olağan durumun aksini iddia eden taraf, iddiasını ispatla yükümlüdür. Kurul, ispat vasıtası olarak kesin delil aramıştır çünkü davalının 'senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu' iddiası, senede (kesin delile) karşı ileri sürülen ve onun hükmünü ortadan kaldırmaya yönelik bir savunmadır. HMK m. 201 uyarınca, senede karşı ileri sürülen bu tür iddiaların yine senetle veya diğer kesin delillerle (yemin, kesin hüküm) ispatı zorunludur. Bu karar, 'beyaza imza'nın sonuçları hakkında şu temel ilkeleri ortaya koyar: 1) Beyaza imza atan kişi, bu belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatlama külfeti altındadır. 2) Bu ispat, tanıkla değil, ancak başka bir yazılı delil gibi kesin bir delille yapılabilir. 3) Beyaza imza atarak karşı tarafa güvenen kişi, bu eyleminin risklerini peşinen kabul etmiş sayılır ve kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediği için hukukun tam korumasından yararlanamaz. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-205-adi-senetlerin-ispat-gucu.html)