HMK m. 205/1'e göre mahkeme huzurunda ikrar edilen bir adi senet, 'aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılır'. Bu 'kesin delil' nitelemesi ile HMK'daki diğer kesin delil türleri (örneğin, kesin hüküm, yemin, mahkeme dışı ikrar) arasındaki temel fark nedir? 'Aksi ispat edilmedikçe' ifadesi, bu delilin niteliğini nasıl etkilemektedir?
HMK m. 205/1'deki adi senedin 'kesin delil' niteliği, diğer kesin delillerden farklı olarak 'mutlak' değil, 'çürütülebilir' niteliktedir. Temel fark şudur: Kesin hüküm, yemin veya hakim önündeki ikrar (HMK m. 188) gibi deliller hakimi mutlak olarak bağlar ve bunların aksi başka bir delille ispat edilemez. Bunlar 'bağlayıcı' ve 'çürütülemez' kesin delillerdir. Ancak imzası ikrar edilmiş adi senedin kesin delil niteliği, 'aksi ispat edilmedikçe' ifadesiyle bir karineye bağlanmıştır. Bu ifade, senedin, içeriğinin doğruluğu konusunda güçlü bir karine oluşturduğunu ve ispat yükünü, senedin aksini (örneğin borcun ödendiğini, senedin hatır senedi olduğunu) iddia eden tarafa yüklediğini gösterir. Bu taraf, HMK m. 201'deki 'senede karşı senetle ispat' kuralına uymak kaydıyla, başka bir kesin delil (başka bir yazılı delil, yemin, kesin hüküm vb.) ile bu karineyi çürütebilir. Dolayısıyla, bu 'kesin delil' ifadesi, takdiri delillere karşı üstün bir ispat gücü sağlarken, mutlak ve çürütülemez bir kesinlik ifade etmez. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-205-adi-senetlerin-ispat-gucu.html, YHGK Esas : 2017/619 Karar : 2018/919)