Yargıtay içtihatlarına göre, TCK m. 328'deki casusluk suçunun oluşması için, lehine casusluk yapılan devlet ile fail arasında bir 'anlaşma' olması zorunlu mudur? Bu konudaki doktrin ve Yargıtay görüşünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121793

Hayır, zorunlu değildir. Eski Askeri Yargıtay kararlarında, casusluk suçunun oluşumu için fail ile casusluğu talep eden devlet veya örgüt arasında bir 'anlaşma'nın varlığı aranmaktaydı. Ancak, güncel Yargıtay içtihatları ve doktrindeki hakim görüş bu yönde değildir. Doktrinde ve Yargıtay'ın mevcut uygulamasında (Y9CD-K.2014/7360), suçun manevi unsuru olan 'casusluk maksadı'nın varlığı için böyle bir ön anlaşma şartı aranmaz. Fail, herhangi bir devletle önceden anlaşma yapmaksızın, ileride bir devlete satmak, o devletin gözüne girmek veya ideolojik olarak o devlete yardım etmek gibi amaçlarla da bilgileri temin edebilir. Önemli olan, failin iç dünyasındaki 'saik'in, bilgileri yabancı bir devlet yararına kullanma amacı taşımasıdır. Anlaşmanın varlığı, bu maksadın ispatında önemli bir delil olabilir, ancak suçun kurucu bir unsuru değildir. Aksi bir kabul, kanunda olmayan bir unsurun içtihat yoluyla suça eklenmesi anlamına gelecektir. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/siyasal-veya-askeri-casusluk-sucu-tck-328.html)