TMK m. 170/3 uyarınca, boşanma davasında hakimin ayrılığa karar verebilmesi için 'ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı' bulunması gerekir. Bu olasılık değerlendirilirken, tarafların kusur durumu ne ölçüde önemlidir? Eşit kusurlu olmaları, bu olasılığın varlığına işaret eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121785

Hakimin ayrılık kararı verebilmesi için odaklanması gereken temel kriter, kusur durumundan ziyade, geleceğe yönelik olarak 'barışma ve bir araya gelme umudunun' olup olmadığıdır. Kusur durumu, boşanma sebebinin varlığını ispatlamak için önemlidir, ancak ayrılık kararının verilmesinde tek başına belirleyici değildir. Tarafların eşit kusurlu olması, tek başına ortak hayatın yeniden kurulabileceği anlamına gelmez. Hatta tam tersine, her iki tarafın da evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan ciddi kusurlarının olması, genellikle barışma umudunu ortadan kaldıran bir durumdur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/14676 K. sayılı kararında da, tarafların eşit kusurlu olduğu, uzun süredir ayrı yaşadıkları ve davacının eşini istemediği bir durumda, ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğuna dair bir delil olmadığı belirtilerek, boşanmaya karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla hakim, kusur dağılımından çok, tarafların kişiliklerini, davadaki tutumlarını, olayların ağırlığını ve barışmaya yönelik herhangi bir somut emare olup olmadığını değerlendirerek bu olasılık hakkında bir kanaate varmalıdır. (Bkz: kadimhukuk.com.tr/makale/ayrilik-davasi-nedir-nasil-acilir-tmk-166/)