Bir adi senedin ispat gücü, HMK m. 205 uyarınca 'mahkeme huzurunda ikrar olunmasına' veya 'inkar edenden sadır olduğunun kabul edilmesine' bağlıdır. Bu iki durum arasında ne fark vardır ve 'inkar edenden sadır olduğunun kabulü' nasıl gerçekleşir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121771

İki durum arasındaki temel fark, borçlunun tutumudur. 1) Mahkeme Huzurunda İkrar Olunma: Bu durumda borçlu, kendisine gösterilen senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu açıkça kabul eder. Burada bir tartışma yoktur ve senet doğrudan kesin delil niteliği kazanır. 2) İnkar Edenden Sadır Olduğunun Kabul Edilmesi: Bu durumda borçlu, imzanın kendisine ait olmadığını iddia eder (inkar eder). Mahkeme, bu inkar üzerine HMK m. 211'e göre bir imza incelemesi yapar. Bilirkişi incelemesi, mukayese imzaların celbi gibi usuli işlemler sonucunda, mahkeme imzanın borçluya ait olduğuna kanaat getirirse, imzanın 'inkar edenden sadır olduğuna' yani borçluya ait olduğuna karar verir. Bu kararla birlikte, senet, borçlunun başlangıçtaki inkarına rağmen, yine kesin delil niteliği kazanır. Kısacası, ilkinde borçlunun kendi kabulü, ikincisinde ise mahkemenin yargısal tespiti ile senet kesin delil haline gelir. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-205-adi-senetlerin-ispat-gucu.html)