Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma hakkının şüpheliye veya sanığa soruşturma veya kovuşturma makamlarınca hatırlatılması zorunluluğu olup olmadığı konusundaki tartışmayı, 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' (TCK m. 4) ilkesi ve karşı oy gerekçesiyle birlikte değerlendiriniz.
Mevcut yasal düzenlemede ve yerleşik Yargıtay uygulamasında, makamların etkin pişmanlık hakkını şüpheliye veya sanığa hatırlatma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu görüşün temel dayanağı, TCK m. 4'teki 'ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz' ilkesidir. Buna göre, nasıl ki sanık işlediği fiilin suç olduğunu bilmediğini ileri süremezse, o suçla ilgili lehe olan usul veya infaz hükümlerini bilmediğini de ileri süremez. Ancak bu görüş, makalede de yer verilen karşı oyda (Yargıtay 19. CD, 2019/1550 E.) haklı olarak eleştirilmektedir. Karşı oy'a göre; 1) TCK m. 4, ceza normları (suç ve ceza tanımları) ile ilgilidir, sanığa bir hak sağlayan etkin pişmanlık gibi kurumları kapsamaz. 2) Etkin pişmanlık, sadece sanığa değil, mağdurun zararının giderilmesi ve onarıcı adaletin sağlanması yoluyla kamuya da fayda sağlayan bir müessesedir. 3) Sanığa yasal haklarının hatırlatılması (örn. susma hakkı, avukat hakkı) bir lütuf değil, adil yargılanmanın gereğidir. Etkin pişmanlık da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Özellikle zararın miktarını bilmeyen bir sanıktan bu hakkı kullanmasını beklemek hakkaniyete aykırıdır. Dolayısıyla, TCK m. 4 ilkesi dar yorumlanmalı ve onarıcı adalet mekanizmalarının işlerliği için etkin pişmanlık hakkının hatırlatılması yönünde bir uygulama benimsenmelidir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/etkin-pismanlik-düzenleme-ve-uygulama-farklilikleri-ile-etkin-pismanligin-supheliye-veya-saniga-hatirlatilmasi)