Makalede, sahte senet düzenleme yöntemlerinden biri olarak 'pencere sahteciliği'nden bahsedilmektedir. Bu yöntemle imzalatılan bir kambiyo senedine karşı, borçlu menfi tespit davasında hangi hukuki sebeplere dayanabilir ve ispat yükü bu durumda nasıl şekillenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121756

Pencere sahteciliği (pencere usulü dolandırıcılık), borçlunun iradesinin hile ile sakatlanması durumudur. Borçlu, başka bir belgeyi imzaladığını zannederken, aslında alttaki kambiyo senedini imzalamaktadır. Bu durumda borçlu, menfi tespit davasında birden fazla hukuki sebebe dayanabilir: 1) Hükümsüzlük (Sahtecilik): İmza borçluya ait olsa da, imzanın atıldığı andaki iradesi bir borç senedi imzalamaya yönelik değildir. Senedin metni, imza atıldıktan sonra kötü niyetli olarak oluşturulmuştur. Bu durum, senedin sahte olduğu iddiasını gündeme getirir. 2) Hile Nedeniyle İrade Sakatlığı (TBK m. 36): Borçlu, alacaklının hileli davranışı (aldatması) sonucu bu senedi imzalamıştır. Hile nedeniyle sözleşmeyle (borçlanmayla) bağlı olmadığını ileri sürebilir. İspat yükü, bu durumda karmaşık bir hal alır. Kural olarak, imzası bulunan borçlunun borçlu olmadığını ispatlaması gerekir. Ancak borçlu, 'pencere sahteciliği' gibi nitelikli bir dolandırıcılık iddiası öne sürüyorsa, bu iddiasını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Özellikle, taraflar arasında böyle bir borç ilişkisini gerektirecek bir ticari geçmişin olmaması, senedin üzerindeki yazılarla imzanın uyumsuzluğu, kriminalistik incelemeler ve alacaklının benzer eylemlerinin olup olmadığı gibi yan deliller önem kazanır. Ayrıca, bu durum aynı zamanda bir suç teşkil ettiğinden, açılacak bir ceza davasının sonucu da hukuk mahkemesi için önemli bir delil teşkil edecektir ve genellikle bekletici mesele yapılır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/Kambiyo-Senedine-Ozgu-Haciz-Yolu-ile-Baslatilan-Icra-Takibine-Karsi-Borca-Ve-Imzaya-Itiraz-ve-Kambiyo-Senedinden-Kaynakli-Menfi-Tespit-Davalari)