Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.2024 tarihli kararında, davalı yüklenicinin tapuya zaten sahip olduğu bir durumda, davacıyla yaptığı harici satış sözleşmesine geçerlilik tanınmasının, 30.09.1988 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın ruhuna uygun olup olmadığını, 'hakkın kötüye kullanılması' yasağı (TMK m. 2) ekseninde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121754

Bu durum, 1988 tarihli İBBGK kararının ruhuna uygundur. Kararın temel amacı, satıcının, sözleşmenin şekil eksikliğini ileri sürerek, özellikle tüm edimler yerine getirildikten sonra, sözleşmeden dönmesini ve bu yolla sebepsiz zenginleşmesini önlemektir. Bu, TMK m. 2'de düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağının somut bir uygulamasıdır. Davalı yüklenicinin tapuya zaten sahip olması, bu durumu değiştirmez, aksine hakkın kötüye kullanılmasını daha bariz hale getirebilir. Çünkü tapuya sahip olan satıcının, tapuyu devretmesi önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Tüm satış bedelini tahsil ettikten ve daireyi fiilen teslim ettikten sonra, sırf sözleşme resmi şekilde yapılmadı diye tapu devrinden kaçınması, tipik bir hakkın kötüye kullanılmasıdır. Yüklenicinin, hem parayı alıp hem de tapuyu vermeyerek taşınmazın mülkiyetini kendisinde tutmaya çalışması, dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Hukuk Genel Kurulu da bu durumu gözeterek, tapu yüklenicide olsa dahi, karşılıklı edimler ifa edildiği için artık harici sözleşmeye geçerlilik tanınması ve tescil kararı verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. (Bkz: zulkufarslan.av.tr/harici-satis-sozlesmesi-ile-daire-alma/, YHGK Esas No: 2024/43 Karar No: 2024/76)