TCK m. 82/1-a'daki tasarlama unsuru ile TCK m. 29'daki haksız tahrik kurumunun bir arada uygulanması mümkün müdür? YCGK'nın 12.04.2016 tarihli kararındaki olay örgüsü, bu iki kurumun birbiriyle olan ilişkisini nasıl ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121751

Teorik olarak tasarlama ile haksız tahrikin bir arada uygulanması son derece zordur ve genellikle birbirini dışlayan kavramlar olarak kabul edilir. Tasarlama, failin hiddet veya şiddetli elemin etkisi geçtikten sonra, sükunetle ve soğukkanlılıkla bir karar alıp bunu planlayarak uygulamasını gerektirir. Haksız tahrik ise, failin, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suçu işlemesidir. Dolayısıyla, soğukkanlılığın varlığı hiddetin yokluğunu, hiddetin varlığı ise soğukkanlılığın yokluğunu ima eder. YCGK'nın ilgili kararındaki olay örgüsü, bu iki kurumun birbirini dışlayıcı doğasını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sanığın eylemine neden olan ilk haksız fiil (eşini maktulle görmesi) bir tahrik oluşturmuştur. Ancak maktulün gece boyunca mesaj atarak bu tahriki sürekli canlı tutması, sanığın 'hiddet veya şiddetli elem' halinden çıkıp 'ruhi sükunete' ulaşmasını engellemiştir. Mahkeme, bu devam eden tahrik nedeniyle sanığın soğukkanlılıkla hareket edemediği sonucuna varmış ve bu nedenle tasarlama unsurunun oluşmadığına karar vermiştir. Eğer tahrik edici eylem bitse ve üzerinden sanığın sükunete ereceği makul bir süre geçtikten sonra eylem işlenseydi, o zaman haksız tahrikin etkisi azalmış veya kalkmış, tasarlamanın varlığı tartışılabilir hale gelirdi. (Bkz: zulkufarslan.av.tr/tasarlayarak-kasten-oldurme-sucu/)