TCK m. 221/4, fıkra 2'de düzenlenen etkin pişmanlık hükmü, kişinin 'yakalandıktan sonra' bilgi vermesi halinde uygulanmaktadır. Bu durum, etkin pişmanlığın temel felsefesi olan 'gönüllülük' unsuru ile nasıl bağdaştırılabilir? Kanun koyucunun buradaki amacı ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121743

Bu düzenleme, etkin pişmanlığın klasik 'gönüllülük' anlayışından bir sapma teşkil eder. Klasik etkin pişmanlık, failin pişmanlık duyarak kendi iradesiyle suçu önlemesi veya zararı gidermesi esasına dayanır. Ancak TCK m. 221/4, fıkra 2, yakalandıktan sonra dahi pişmanlık yolunu açık tutmaktadır. Bu durumun temel sebebi, kanun koyucunun pragmatik bir amaç gütmesidir. Buradaki amaç, failin vicdani pişmanlığını ödüllendirmekten ziyade, devletin suçla ve özellikle organize suç örgütleriyle mücadelesinde hayati önem taşıyan bilgilere ulaşmasını teşvik etmektir. Kanun koyucu, örgütün yapısını, faaliyetlerini ve diğer mensuplarını deşifre edecek bilgilere karşılık, yakalanmış olan faile dahi bir ceza indirimi vaat ederek bir 'iş birliği' mekanizması kurmaktadır. Burada 'gönüllülük', suçu itiraf etmekten çok, devletle iş birliği yapma iradesinde ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bu hüküm onarıcı adaletten çok, suçla mücadele politikasının bir aracıdır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/etkin-pismanlik-düzenleme-ve-uygulama-farklilikleri-ile-etkin-pismanligin-supheliye-veya-saniga-hatirlatilmasi)