Makalede tartışılan Yargıtay 7. Ceza Dairesi kararında, temyize konu olmayan ilk BAM bozma kararının incelenip, temyize konu edilen ikinci BAM bozma kararına değinilmemesi usulen nasıl bir sorun teşkil etmektedir? Yazarın 'yok sayma' veya 'hukuki değer tanımama' kavramlarına yönelik eleştirisini 'hukuk devleti' ve 'kanun devleti' ayrımı çerçevesinde açıklayınız.
Usulen sorun, Yargıtay'ın temyiz incelemesini, kendisine sunulan ve temyiz talebine konu edilen karar (ikinci bozma kararı) yerine, taraflarca temyiz edilmemiş ve hukuken kesinleşmiş olan önceki bir karara (ilk bozma kararı) yöneltmesidir. Bu, hem taleple bağlılık ilkesine hem de kesin kararlara dokunulmazlık ilkesine aykırıdır. Yazarın eleştirisi, bu tür kararların 'yok sayma' veya 'hukuki değer tanımama' gibi yasal dayanağı olmayan kavramlar yaratarak kanunun dışına çıkmasıdır. 'Kanun devleti' (state of statutes), yasaların harfiyen uygulandığı, şekilci bir anlayışı ifade eder. 'Hukuk devleti' (rule of law) ise, yasaların hukukun evrensel ilkelerine, adalete ve hakkaniyete uygun olarak yorumlandığı ve uygulandığı daha üst bir kavramı ifade eder. Yazar, Yargıtay'ın bu kararının, 'hukuk devleti' ilkesini hayata geçirme adına 'kanun devleti'nin sağladığı güvenceleri (öngörülebilirlik, yasal yollara bağlılık) feda ettiğini ima etmektedir. İyiniyetli bir amaçla (BAM'ın hatasını düzeltme) olsa dahi, kanunda olmayan bir yetkiyi kullanmak, yargı kararlarını keyfileştirebilir ve 'kuvvetler ayrılığı' ilkesini zedeleyerek fonksiyon gaspına yol açabilir. Yazara göre doğru olan, kanuni boşluk veya hataların yine kanun koyucu tarafından giderilmesi, yargının ise mevcut kanunlar çerçevesinde kalmasıdır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/istinaf-mahkemesinin-bozma-kararlari-temyiz-edilebilir-mi-kanun-devleti-mi-hukuk-devleti-mi)