Etkin pişmanlıkta, 'hükümden önce' kavramından ne anlaşılmalıdır? Yargıtay'ın, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasından sonra yeniden yapılan yargılamada kurulan hükmü de bu kapsamda değerlendirmesinin (Yargıtay 7. CD, 26.10.2015, 22141/20658) hukuki mantığı nedir? Bu yorum, 'ilk hüküm' kavramıyla nasıl bir ilişki içindedir?
Yargıtay, 'hükümden önce' kavramını, yargılamayı esastan sonlandıran ve hukuken varlığını koruyan nihai karar olarak yorumlamaktadır. İlk derece mahkemesinin verdiği bir hüküm, istinaf veya temyiz kanun yolunda bozulduğu zaman hukuken ortadan kalkar. Bozma sonrası yapılan yargılamada ilk derece mahkemesi yeniden bir hüküm kuracaktır. Yargıtay'a göre, bozma sonrası kurulan bu yeni hüküm de 'yargılamayı sonlandıran' bir hüküm olduğundan, bu yeni hüküm verilmeden önce gösterilen pişmanlık da etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmelidir. Bu yorumun hukuki mantığı, sanık lehine olan bir kurumun mümkün olan en geniş şekilde uygulanması ve onarıcı adalet anlayışıdır. Bozma kararıyla dava yeniden ilk derece mahkemesinin önüne geldiğinde, kovuşturma evresi yeniden başlamış olur ve 'hüküm verilmemiş' bir aşamaya dönülür. Bu nedenle, sanığa bu aşamada da pişmanlık göstererek ceza indiriminden faydalanma imkanı tanınması hakkaniyete uygun görülmektedir. 'İlk hüküm' kavramı, bu yorumda 'yargılamanın o aşamasını bitiren ilk karar' olarak değil, 'hukuki varlığını koruyan ve kesinleşme potansiyeli olan ilk esasa ilişkin karar' olarak anlaşılmalıdır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/etkin-pismanlik-düzenleme-ve-uygulama-farklilikleri-ile-etkin-pismanligin-supheliye-veya-saniga-hatirlatilmasi)