CMK m. 272/3'te sayılan ve istinaf yolu kapalı olan 'kesin' kararlar ile, basit yargılama usulünde itiraz edilmeyerek kesinleşen kararlar arasında, 'kesinlik' kavramı açısından ne gibi bir fark vardır? Bu fark, tekerrüre esas alınma açısından neden önemlidir?
İki durum arasındaki 'kesinlik' kavramı farklıdır. CMK m. 272/3'te sayılan kararlar (örneğin 3000 TL'ye kadar adli para cezaları), kanun koyucunun iradesiyle, verildikleri anda kanun yolu kapatılmış, 'objektif olarak kesin' kararlardır. Bu kararlara karşı tarafların bir kanun yoluna başvurma hakkı hiç yoktur. Bu nedenle kanun, bu kararların tekerrüre esas alınamayacağını da açıkça düzenlemiştir. Basit yargılama usulünde verilen karar ise, verilirken kesin değildir. Tarafların, özellikle sanığın, CMK m. 252 uyarınca itiraz ederek duruşma açılmasını ve genel kanun yollarına başvurma imkanını elde etme hakkı vardır. Bu kararın kesinleşmesi, kanuni bir engelden değil, tarafların bu hakkı kullanmamasından, yani 'sübjektif bir tercih'ten kaynaklanır. Yazar, kanunun 'kesin olduğu yazılı bulunan hükümler' ifadesinin, objektif olarak kesin olan CMK m. 272/3'teki kararları kastettiğini, tarafların iradesiyle kesinleşen kararları kapsamadığını savunmaktadır. Bu ayrım, tekerrüre esas alınma açısından kritiktir, zira kanun sadece kanunen kesin olan mahkumiyetleri tekerrürün dışında tutmuştur. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/basit-yargılama-usulu-ile-verilen-cezalar-tekerrure-esas-alinir-mi)