CMK m. 251-252'de düzenlenen basit yargılama usulüyle verilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen bir mahkumiyet kararının, TCK m. 58 kapsamında tekerrüre esas alınıp alınamayacağı tartışmalıdır. Makale yazarının bu kararların tekerrüre esas alınması gerektiği yönündeki argümanının temel dayanakları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121708

Makale yazarının temel dayanakları şunlardır: 1) Kanunilik İlkesi: Tekerrüre esas alınmayacak kararlar TCK m. 58 ve CMK m. 272'de sınırlı olarak sayılmıştır. Basit yargılama usulüyle verilen mahkumiyetler bu istisnalar arasında yer almamaktadır. Kanunda açık bir yasaklama olmadıkça, genel kural olan tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekir. 2) Kanun Yolu Varlığı: Basit yargılama usulüyle verilen karara karşı CMK m. 252'de bir itiraz yolu öngörülmüştür. Bu itiraz, duruşma açılmasını ve genel hükümlere göre yargılama yapılarak verilecek yeni karara karşı istinaf/temyiz yoluna gidilmesini sağlar. Sanığın bu hakkını kullanmayarak kararı kesinleştirmesi, kararın tekerrüre esas alınmasına engel teşkil etmemelidir. Karar, kanunda belirtildiği gibi 'kesin' (kanun yolu kapalı) bir karar değildir; tarafların iradesiyle kesinleşen bir karardır. 3) Ceza Kararnamesinden Farklılık: Mülga CMUK'taki ceza kararnamelerinin tekerrüre esas alınmayacağına dair Yargıtay içtihadı, basit yargılama için emsal teşkil etmez. Çünkü yazar, basit yargılama usulünde itiraz üzerine açılan kanun yollarının daha etkin olduğunu ve kararın bir 'hüküm' niteliği taşıdığını savunmaktadır. 4) Kanun Koyucunun İradesi: Kanun koyucu, basit yargılamada sanık lehine 1/4 oranında bir ceza indirimi öngörmüştür. Eğer tekerrüre esas alınmamasını da isteseydi, bu lehe hükmü de açıkça kanuna eklerdi. Böyle bir hükmün olmaması, tekerrürün uygulanması yönündeki iradeyi gösterir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/basit-yargılama-usulu-ile-verilen-cezalar-tekerrure-esas-alinir-mi)