Yüklenici (yapsatçı) konumundaki tapu malikinden harici satış sözleşmesiyle daire satın alan davacının tescil talebi, TMK m. 706'daki resmi şekil şartı karşısında nasıl bir hukuki zemine oturtulabilir? Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında öne sürdüğü 'alacağın temliki' ve '30.09.1988 tarihli İBBGK Kararı' argümanlarını birbiriyle ilişkilendirerek açıklayınız.
Bu durumda tescil talebi iki temel hukuki zemine dayandırılmaktadır: 1) Alacağın Temliki (Devri): Her ne kadar taşınmaz davalı yüklenici adına tapuda kayıtlı olsa da, bu taşınmazın mülkiyeti ona arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında devredilmiştir. Yüklenici, arsa sahibine karşı inşaatı tamamlama borcu altındadır. Yüklenicinin üçüncü kişiye (davacıya) yaptığı harici satış, aslında yüklenicinin arsa sahibinden olan 'tapuyu devir borcunun yerine getirilmesini isteme' şeklindeki şahsi hakkını (alacağını) devretmesi (temliki) olarak yorumlanmaktadır. TBK m. 184 (eski BK m. 163) uyarınca alacağın temliki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması yeterlidir. Dolayısıyla resmi şekil şartı bu yolla aşılmaktadır. 2) 30.09.1988 tarihli İBBGK Kararı: Bu karar, resmi şekle aykırı sözleşmeye rağmen, alıcı tüm borçlarını ödemiş, satıcı da taşınmazı teslim edip alıcının malik gibi kullanmasına izin vermişse, satıcının sonradan şekil eksikliğini ileri sürerek tapuyu devretmekten kaçınmasının TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini kabul eder. Bu durumda mahkeme, şekil eksikliğine rağmen tescile karar verebilir. Özel Daire, her iki argümanı birlikte kullanarak sonuca varmıştır. Davalının aynı zamanda yüklenici olması, işlemi bir alacağın temliki olarak görmeyi mümkün kılarken; tarafların edimlerini tamamen ifa etmiş olmaları (para ödenmiş, daire teslim edilmiş) 1988 tarihli İBBGK kararı uyarınca tescil talebinin kabul edilmesi için güçlü bir zemin oluşturmaktadır. (Bkz: zulkufarslan.av.tr/harici-satis-sozlesmesi-ile-daire-alma/)