Kat Mülkiyeti Kanunu'ndaki usul kurallarından 'çağrı usulüne uyulması' (KMK m. 29) ile 'kararların karar defterine işlenmesi' (KMK m. 32/4) arasında, kararın geçerliliği açısından bir ayrım yapılabilir mi? Yargıtay'ın bu iki usul kuralına yaklaşımını makaledeki kararlar (Yargıtay 20. HD. 2019/334 E., 2019/3144 K.) ışığında değerlendiriniz.
Evet, bu iki usul kuralı arasında kararın geçerliliği açısından bir ayrım yapılabilir. Yazarın da savunduğu gibi, 'çağrı usulüne uyulması' bir geçerlilik şartı iken, 'kararların deftere işlenmesi' bir ispat şartı olarak değerlendirilmelidir. Yargıtay'ın yaklaşımı da bu ayrımı destekler niteliktedir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2019/334 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, olağanüstü toplantı için kanunun emredici nitelikteki çağrı usulüne uyulmaması, tek başına kararların iptali için yeterlidir. Çünkü çağrı usulü, kat maliklerinin toplantıdan haberdar olup katılım ve irade oluşturma haklarının özünü ilgilendirir. Meşru bir ortak iradenin oluşumunun ön koşuludur. Diğer yandan, kararların deftere işlenmesi, usulüne uygun toplanmış ve karar yeter sayısı ile oluşmuş bir iradenin sonradan kayıt altına alınmasıdır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2014/4723 E. sayılı kararında, kararların ayrı bir kağıda yazılıp imzalandıktan sonra deftere geçirilmesinin şekil şartına aykırılık oluşturmayacağını belirtmesi, deftere kaydın mutlak bir geçerlilik şartı olmadığını, önemli olanın iradenin usulüne uygun oluşması ve belgelenmesi olduğunu ima etmektedir. Bu nedenle çağrı usulü kararın oluşumuna, deftere kayıt ise oluşan kararın ispatına yönelik bir kuraldır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/kat-malikleri-kurulunca-alınan-kararlarin-karar-defterine-islenmesinin-etkisi)