YCGK'nın 12.04.2016 tarihli kararında, aynı suçu iştirak halinde işleyen sanıklardan baba hakkında onanan bir tasarlayarak öldürme hükmü varken, oğlu hakkında tasarlama koşullarının oluşmadığına karar verilmiştir. İştirak halinde işlenen bir suçta, suçun nitelikli halinin (tasarlamanın) her bir fail için ayrı ayrı değerlendirilmesinin ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121696

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi (Anayasa m. 38, TCK m. 20), herkesin yalnızca kendi kusurlu fiilinden sorumlu olmasını gerektirir. İştirak halinde işlenen suçlarda, failler fiili birlikte işleseler de, suçun manevi unsuru (kast, tasarlama, saik vb.) her bir fail için ayrı ayrı değerlendirilir. Tasarlama, failin iç dünyasıyla, karar alma ve bu kararda sebat etme süreciyle ilgili sübjektif bir nitelik taşır. Bir failin öldürme fiilini tasarlamış olması, diğerinin de otomatik olarak tasarlayarak hareket ettiği anlamına gelmez. YCGK kararındaki durum tam da bunu örneklendirir. Baba, olayı daha önceden yaşamış ve belki bir karar sürecinden geçmiş olabilirken, oğlu olaya daha sonra ve farklı bir ruh haliyle dahil olmuş olabilir. Her bir failin suçu işleme kararı, bu kararı alma zamanı, olay öncesi ve sırasındaki ruh hali (tehevvür altında olup olmadığı) ayrı ayrı incelenmelidir. Bir fail için tasarlamanın şartları (makul süre, soğukkanlılık) oluşmuşken, diğeri için bu şartlar oluşmamış olabilir. Bu nedenle, iştirak halinde işlenen suçlarda dahi suçun nitelikli hallerinin her bir ortak için ayrı ayrı değerlendirilmesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin zorunlu bir sonucudur. (Bkz: zulkufarslan.av.tr/tasarlayarak-kasten-oldurme-sucu/)