Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/3500 E., 2019/682 K. sayılı kararında, noter devir sözleşmesinde bedelin 'nakten ve tam olarak alındığı' belirtilmesine rağmen, daha sonraki tarihli adi yazılı bir protokolün neden dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir? Bu durum, resmi belgenin ispat gücüne bir istisna mı teşkil eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121694

Bu durum, resmi belgenin ispat gücüne doğrudan bir istisna getirmekten ziyade, tarafların irade serbestisi ve sözleşme özgürlüğü ilkeleri çerçevesinde, sonraki bir anlaşma ile önceki durumu değiştirebileceklerini kabul etmesidir. Noterde yapılan hisse devir sözleşmesi, yapıldığı an itibarıyla bedelin ödendiğini gösteren güçlü bir delildir ve resmi belge niteliğindedir. Ancak taraflar, bu resmi işlemden sonra aralarında yaptıkları yeni ve geçerli bir adi yazılı sözleşme (protokol) ile ödeme şeklini veya vadesini değiştirebilirler. Yargıtay'ın bu kararı, HMK m. 205 uyarınca imzası inkar edilmeyen adi yazılı protokolün de tarafları bağlayıcı kesin delil niteliğinde olduğunu vurgular. Aslında bu protokol, noter sözleşmesindeki 'bedel ödendi' beyanının muvazaalı (görünüşte) olduğuna dair yazılı bir delil teşkil etmektedir. Senede (noter senedine) karşı ileri sürülen muvazaa iddiası, yine bir senetle (adi yazılı protokolle) ispatlanmış olmaktadır. Dolayısıyla, resmi belgenin ispat gücü çürütülmektedir. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-205-adi-senetlerin-ispat-gucu.html, Yargıtay 11. HD - 2017/3500 E.)