HMK m. 205/1'e göre mahkeme huzurunda ikrar edilen adi senetler 'aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar'. Bu 'kesin delil' niteliği ile HMK'daki diğer kesin deliller (örneğin kesin hüküm, yemin, ikrar) arasındaki temel fark nedir? 'Aksi ispat edilmedikçe' ifadesi, bu delilin niteliğini nasıl etkiler?
HMK m. 205/1'deki adi senedin 'kesin delil' niteliği, diğer kesin delillerden farklıdır. Kesin hüküm veya mahkeme dışı ikrar gibi deliller hakimi mutlak bağlar ve aksi başka bir delille ispat edilemez. Ancak ikrar edilmiş adi senedin kesin delil niteliği 'çürütülebilir' niteliktedir. 'Aksi ispat edilmedikçe' ifadesi, bu senedin ispat gücünü bir karineye benzetir. Yani, imzası ikrar edilen senet, içeriğinin doğruluğu konusunda güçlü bir karine oluşturur ve ispat yükünü, senedin aksini iddia eden (örneğin borcun ödendiğini, muvazaalı olduğunu iddia eden) tarafa yükler. Ancak bu taraf, HMK m. 201 (senede karşı senetle ispat) kuralına uymak kaydıyla, başka bir kesin delille (yazılı delil, yemin, kesin hüküm) senedin aksini ispat edebilir. Dolayısıyla, bu 'kesin delil' ifadesi, takdiri delillere göre üstün bir ispat gücünü ifade ederken, mutlak ve çürütülemez bir kesinlik taşımaz. (Bkz: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-205-adi-senetlerin-ispat-gucu.html, YHGK Esas : 2017/619 Karar : 2018/919)