Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin incelediği bir kararda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilk beraat kararını bozduktan sonra, ilk derece mahkemesinin verdiği ikinci beraat kararını da bozması ve bu kararların temyiz edilememesi üzerine Yargıtay'ın ilk bozma kararını 'yok hükmünde' sayarak incelemesi, 'kuvvetler ayrılığı' ilkesi açısından nasıl bir sorun teşkil edebilir?
Bu durum, 'kuvvetler ayrılığı' ilkesi ve özellikle yargı erki içindeki fonksiyon ayrımı açısından ciddi bir sorun teşkil edebilir. Kuvvetler ayrılığı, yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirlerinin alanına müdahale etmemesini gerektirir. Yargı içinde de kanun yollarını ve mahkemelerin yetkilerini belirleyen organ yasama organıdır (kanun koyucu). Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin kararı, CMK m. 286/1'in açıkça temyiz yolunu kapattığı bir 'bozma kararını', kanunda olmayan 'yok hükmünde sayma' gibi bir kavram yaratarak denetlemesidir. Bu durum şu sorunları yaratır: 1) Yargının Yasama Alanına Müdahalesi: Yargıtay, kanun koyucunun açıkça kapattığı bir yolu, kanunu yorumlama sınırlarını aşarak fiilen açmış olmaktadır. Bu, kanun koyucunun yerine geçerek yeni bir usul kuralı yaratmak olarak yorumlanabilir. 2) Hukuk Güvenliğinin Zedelenmesi: Kanunda 'kesin' veya 'temyiz edilemez' denilen bir kararın, üst mahkeme tarafından fiilen denetlenebilir hale gelmesi, hukuki öngörülebilirliği ve normların kesinliğine olan güveni sarsar. 3) Fonksiyon Gaspı: Bu tür bir uygulama, temyiz merciinin, kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak, alt derece mahkemesinin (BAM) yetki alanına müdahale etmesi ve bir 'süper temyiz' mercii gibi davranması riskini doğurur. Metinde de bu durumun 'fonksiyon gaspına yol açabileceği' eleştirisi yer almaktadır.