Kat Mülkiyeti Kanunu açısından, yöneticinin karar defterini kat maliklerine vermeyerek kararların işlenmesini engellemesi durumunda, alınan kararların (örneğin yöneticinin azli) hukuki akıbeti ne olur? Metindeki 'geçerlilik şartı' ve 'ispat şartı' tartışması bu soruna nasıl bir çözüm sunar?
Bu durum, metinde ele alınan 'geçerlilik şartı' ve 'ispat şartı' tartışmasının en somut örneğidir. 1) 'Geçerlilik Şartı' Kabul Edilirse: Eğer karar defterine işlenme bir geçerlilik şartı olarak kabul edilirse, yönetici defteri vermediği için azil kararı hukuken geçerli hale gelemez. Bu durum, yöneticinin kendi görevden alınmasını fiilen engelleyebileceği, kat malikleri iradesini etkisiz kılan ve hukuken kabulü zor bir sonuç doğurur. 2) 'İspat Şartı' Kabul Edilirse: Eğer deftere işlenme bir ispat şartı olarak kabul edilirse, önemli olan kararın usulüne uygun olarak alınmış olmasıdır. Yöneticinin azli kararı, usulüne uygun bir toplantıda yeterli çoğunlukla alınmışsa, bu karar zaten geçerlidir. Kararın varlığı, karar defteri yerine toplantıya katılanların imzaladığı bir 'toplantı tutanağı' ile de ispatlanabilir. Bu görüş, kat maliklerinin iradesini korur ve kötü niyetli bir yöneticinin usulsüz davranışlarla görevde kalmasını engeller. Metnin yazarı da, kanunun ruhuna ve diğer ortaklıklar hukukundaki uygulamalara dayanarak, deftere kaydın bir 'ispat şartı' olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.