Tasarlayarak öldürme suçunun sübutu için Yargıtay'ın aradığı 'suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmesi' unsuru, mutlak bir zaman dilimini mi ifade eder, yoksa niteliksel bir değerlendirmeyi mi gerektirir? Açıklayınız.
Bu unsur, mutlak bir zaman dilimini (saat, gün vb.) ifade etmez; niteliksel bir değerlendirmeyi gerektirir. Yargıtay içtihatlarına göre önemli olan, geçen sürenin uzunluğu değil, bu sürenin failin 'soğukkanlı bir şekilde düşünüp, ulaştığı ruhsal sükunete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla fiilini icraya başlamasına' imkan tanıyacak nitelikte olmasıdır. Yani, geçen süre içinde failin, ilk karar anındaki öfke, hiddet veya heyecan (tehevvür) halinden çıkıp, eyleminin sonuçlarını sakince tartabilecek bir ruh haline ulaşmış olması gerekir. YCGK'nın 2016/189 K. sayılı kararında olduğu gibi, failin sürekli olarak kışkırtıldığı ve tahrikin devam ettiği bir zaman dilimi, kronolojik olarak uzun olsa bile, failin ruhi sükunete ulaşmasına imkan vermediği için tasarlamanın aradığı nitelikte bir 'süre' olarak kabul edilmez. Dolayısıyla, mahkemenin her somut olayda geçen sürenin sadece uzunluğunu değil, failin bu süre içindeki psikolojik durumunu ve olayın gelişimini de değerlendirmesi gerekir.