HMK m. 205/1 uyarınca adi bir senedin 'kesin delil' sayılabilmesi için hangi iki alternatif şarttan birinin gerçekleşmesi gerekir? Bu şartlardan biri gerçekleştiğinde, senedin ispat gücünü ortadan kaldırmak için karşı taraf ne yapmalıdır?
HMK m. 205/1'e göre bir adi senedin 'kesin delil' sayılabilmesi için iki alternatif şarttan birinin gerçekleşmesi yeterlidir: 1) Mahkeme Huzurunda İkrar Olunması: Senedin borçlusu olduğu iddia edilen tarafın, duruşmada veya mahkemeye sunduğu bir dilekçede, senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmesi (ikrar etmesi) veya imza inkârında bulunmaması. 2) Mahkemece İnkar Edenden Sadır Olduğunun Kabul Edilmesi: Borçlunun imzayı inkâr etmesi üzerine, mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi (grafolojik) incelemesi sonucunda imzanın borçluya ait olduğuna karar verilmesi. Bu iki şarttan biri gerçekleştiğinde senet, 'aksi ispat edilmedikçe' kesin delil sayılır. Bu noktadan sonra, senedin ispat gücünü ortadan kaldırmak isteyen karşı tarafın artık sadece imzayı değil, borcun esasına ilişkin iddiaları (borcun ödenmiş olduğu, hile, hata, ikrah gibi irade bozuklukları, senedin teminat senedi olduğu vb.) ispatlaması gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/619 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu ispat yükü, HMK m. 201 uyarınca yine kural olarak senetle (kesin delille) yerine getirilmelidir.