Boşanma davasında, tarafların ortak hayatı yeniden kurma olasılığı bulunduğu gerekçesiyle ayrılık kararı veren hakimin, bu takdir hakkını kullanırken hangi kriterleri göz önünde bulundurması gerekir? Yargıtay'ın bu konudaki denetiminin sınırları nelerdir? (Yargıtay 2.HD, 2005/13395 E., 2005/16225 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121643

Hakimin, TMK m. 170/3 uyarınca boşanma yerine ayrılığa karar verme takdir hakkı mutlak ve keyfi değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında belirtildiği üzere, hakimin bu takdir hakkını kullanırken göz önünde bulundurması gereken kriterler şunlardır: 1) Barışma İhtimalinin Ciddiyeti: Barışma ihtimali zayıf bir ihtimal değil, 'gerçekleşmeye yakın bir ciddiyette' ve 'kuvvetli' olmalıdır. Bu kanaat sağlam bir ihtimale dayanmalıdır. 2) Somut Dayanaklar: Hakim, kararında kendisini bu inanca götüren nedenleri ve dosyaya uygun dayanakları, kanun yolu denetimine olanak verecek açıklıkta göstermelidir. 3) Olayların Niteliği ve Tarafların Durumu: Geçimsizliğin asıl nedeni, olayların yoğunluğu ve ağırlığı, eşlerin kişisel, sosyal ve kültürel durumları değerlendirilmelidir. Örneğin, eşlerin uzun süredir ayrı yaşaması, yeniden bir araya gelme ihtimalini ortadan kaldıran bir unsur olarak kabul edilebilir. Yargıtay'ın denetimi, hakimin takdirine müdahale etmek şeklinde değil, takdir hakkının Anayasa ve kanun çerçevesinde, somut ve makul gerekçelere dayanılarak kullanılıp kullanılmadığını denetlemek şeklindedir. Mücerret bir barışma ihtimalinden söz edilerek, somut gerekçeler gösterilmeden ayrılık kararı verilmesi bozma sebebidir.