Basit yargılama usulü (CMK m. 251) ile verilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen bir mahkumiyet kararı, sanığın daha sonra işlediği bir suç açısından tekerrüre (TCK m. 58) esas alınabilir mi? Metindeki yazarın bu konudaki kanaatini, mülga CMUK dönemindeki 'ceza kararnameleri' uygulamasıyla karşılaştırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121596

Metindeki yazara göre, basit yargılama usulü ile verilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen mahkumiyetler tekerrüre esas alınabilir. Yazarın bu kanaatinin temel gerekçeleri şunlardır: 1) Açık Yasal Engel Yokluğu: Ne TCK m. 58'de ne de CMK m. 251-252'de basit yargılama usulü ile verilen mahkumiyetlerin tekerrüre esas alınamayacağına dair bir yasaklayıcı hüküm yoktur. 2) Kanun Koyucunun İradesi: Kanun koyucu, sanık lehine ¼ oranında bir ceza indirimi öngörmüştür. Eğer tekerrüre esas alınmamasını da isteseydi, bunu açıkça düzenlerdi. 3) Sanığın İtiraz Hakkı: Sanığın, basit yargılama usulüyle verilen karara itiraz ederek duruşma açılmasını ve genel hükümlere göre yargılama yapılmasını sağlama hakkı vardır. Bu itiraz sonucunda verilecek karar ise genel kanun yollarına (istinaf, temyiz) tabidir. Sanığın bu hakkını kullanmaması, kararın tekerrüre esas alınmasına engel olmamalıdır. Yazar, mülga CMUK döneminde ceza kararnameleri ile verilen mahkumiyetlerin Yargıtay tarafından tekerrüre esas alınmadığı yönündeki içtihadına katılmamaktadır. Ceza kararnameleri ile basit yargılama usulü arasında benzerlikler olsa da, yazar, o dönemdeki Yargıtay görüşünün kanuni dayanağının zayıf olduğunu ve basit yargılama usulünde sanığa tanınan itiraz ve devamında kanun yollarına gitme hakkının bu usulü ceza kararnamelerinden ayırdığını savunmaktadır. Sonuç olarak, açık bir yasal düzenleme olmadıkça, basit yargılama usulüyle verilen mahkumiyetlerin tekerrür hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği görüşündedir.