Bir ceza yargılamasında, savunma makamının olayın oluş şeklini ve kendi senaryosunu anlatmak için sanal gerçeklik (VR) gözlüğü teknolojisini kullanma talebi, CMK'nın hangi temel ilkeleri ve maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir? Mahkeme bu talebi hangi gerekçelerle reddedebilir?
Savunma makamının sanal gerçeklik gözlüğü kullanma talebi, Ceza Muhakemesi Hukuku'nun temel ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir: 1) Delil Serbestisi İlkesi: Ceza yargılamasında hukuka uygun olan ve dosya konusuyla ilgili her şey delil olarak kullanılabilir. VR teknolojisi, olayın canlandırılması ve mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmasına yardımcı olacak bir 'delil ortaya koyma aracı' olarak kabul edilebilir. 2) Delillerin Doğrudan Doğruyalığı (CMK m. 217): Bu ilke, hakimin delille doğrudan temas etmesini gerektirir. VR gözlüğü, hakimin olayı üç boyutlu olarak ve sanki oradaymış gibi deneyimlemesini sağlayarak bu ilkeye hizmet edebilir. 3) Savunma Hakkı (Anayasa m. 36, CMK m. 289/h): Sanığın kendisini en etkili şekilde savunma hakkı vardır. Eğer sanık, savunmasını bu teknoloji ile daha iyi anlatabileceğini düşünüyorsa, bu talep savunma hakkı kapsamında değerlendirilmelidir. Mahkeme, bu talebi CMK m. 206/2'de belirtilen sınırlı nedenlerle reddedebilir: a) Delil (ortaya koyma yöntemi) kanuna aykırı ise. b) İspat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa. c) İstem sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmalıdır. 'Ne lüzum var', 'iş yoğunluğu' gibi gerekçeler hukuki bir ret sebebi değildir. Mahkemenin, talebi reddederken bu üç şarttan birinin varlığını somut olarak gerekçelendirmesi gerekir.