Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.2024 tarihli ve 2024/43 E. sayılı kararında, tapusu yüklenici adına kayıtlı bir dairenin haricen satılması durumunda dahi tescil talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kararın, 30.09.1988 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın klasik yorumundan farkı nedir ve bu genişletici yorumun temel gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121565

1988 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın (İBK) klasik yorumu, yüklenicinin arsa sahibinden olan 'alacağını' (henüz tapusunu almadığı daireyi) üçüncü kişiye devretmesi şeklindedir. YHGK'nın 2024/43 E. sayılı kararındaki olayda ise, yüklenici harici satış sözleşmesi tarihinde dairenin tapusuna zaten sahiptir. Yerel mahkeme, tapuya sahip olan yüklenicinin alacak temliki yapamayacağı ve satışın resmi şekilde yapılması gerektiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. YHGK'nın bu yorumdan farkı, İBK'nın uygulanmasını yüklenicinin tapuya sahip olup olmaması şartına bağlamamasıdır. Kararın temel gerekçesi, İBK'nın ruhu ve amacıdır. İBK, sözleşmenin taraflarının edimlerini karşılıklı olarak ifa etmelerine rağmen (alıcı parayı ödemiş, satıcı daireyi teslim etmiş), satıcının sonradan şekil eksikliğini ileri sürerek tapu vermekten kaçınmasının TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırı olmasını önlemeyi amaçlar. YHGK'ya göre, satıcı yüklenicinin tapuya sahip olması, bu temel ilkenin uygulanmasına engel değildir. Önemli olan, tarafların edimlerini yerine getirmiş olması ve alıcının malik gibi kullanmasına rağmen satıcının devirden kaçınarak hakkını kötüye kullanmasıdır. Bu durumda da şekil eksikliği ileri sürülemez.