Adi yazılı bir senetteki imzayı ikrar eden ancak borç ilişkisinin temelinde hile (örneğin boş kağıda imza attırıldığı) iddiasında bulunan bir borçlu, bu iddiasını hangi tür delillerle ispatlamak zorundadır? Hukuk Genel Kurulu'nun bu konudaki yaklaşımını açıklayınız. (YHGK Esas: 2017/619, Karar: 2018/919)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121463

HMK m. 205/1'e göre mahkeme huzurunda ikrar edilen veya inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılır. Bir borçlu, senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ediyor ancak senedin anlaşmaya aykırı olarak veya hile ile (beyaza imza gibi) sonradan doldurulduğunu iddia ediyorsa, bu iddiası senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldırmaya veya azaltmaya yönelik bir savunma (defi) niteliğindedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/619 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, HMK m. 201 (mülga HUMK m. 290) uyarınca senede karşı senetle ispat zorunluluğu gereği, bu tür iddiaların tanıkla değil, ancak kesin delil (başka bir yazılı belge, yemin, kesin hüküm vb.) ile ispatlanması gerekir. İmzasını taşıyan bir belgeyi veren kişi, bunun sonuçlarına katlanmalı ve aksini ancak yine aynı kuvvette bir delille ispatlamalıdır. Somut olayda da Yargıtay, davalının açığa attığı imzanın kötüye kullanıldığı savunmasını ispata yeter güçte yazılı belge sunamadığı için davanın reddini hukuka aykırı bulmuştur.