Bölge adliye mahkemesi (BAM) ceza dairesinin CMK m. 289'daki (g) ve (h) bentleri hariç, diğer bentlere dayanarak verdiği bozma kararlarına karşı ilk derece mahkemesinin direnme yasağı (CMK m. 284) ile Yargıtay'ın bozma kararlarına karşı tanınan direnme hakkı (CMK m. 307) arasındaki farkın temel yasal mantığı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121451

İki durum arasındaki farkın temel yasal mantığı, kanun koyucunun BAM ve Yargıtay'a tanıdığı bozma yetkilerinin kapsamından kaynaklanmaktadır. 1) BAM'ın Bozma Yetkisi ve Direnme Yasağı: BAM'ın bozma yetkisi, CMK m. 280 uyarınca, CMK m. 289'da sayılan ve büyük çoğunluğu 'usule' ilişkin olan 'hukuka kesin aykırılık' halleriyle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu, bu tür usuli hataların giderilmesi konusunda bir takdir veya tartışma alanı görmediği için, ilk derece mahkemesinin bu usuli eksiklikleri gidermekle yükümlü olduğunu ve bu konuda direnemeyeceğini kabul etmiştir. Direnme yasağı, bu açık ve tartışmasız usul hatalarının süratle düzeltilmesini amaçlar. 2) Yargıtay'ın Bozma Yetkisi ve Direnme Hakkı: Yargıtay'ın temyiz incelemesi ise sadece usule ilişkin değil, aynı zamanda 'hukuka aykırılık' (CMK m. 288) denetimini de kapsar. Yargıtay, delil takdiri, suç vasfının nitelendirilmesi gibi davanın esasına ilişkin konularda da bozma kararı verebilir. Bu tür esasa ilişkin değerlendirmeler, hakimin vicdani kanaatiyle (Anayasa m. 138) doğrudan ilgilidir. Kanun koyucu, bu noktada ilk derece mahkemesi hakiminin kendi vicdani kanaatinde ısrar etme hakkını korumak amacıyla Yargıtay'ın esasa ilişkin bozma kararlarına karşı 'direnme hakkı' tanımıştır. Özetle, direnme yasağı usule ilişkin bariz hatalar için, direnme hakkı ise esasa ilişkin hukuki değerlendirme farklılıkları için öngörülmüştür.