Yargıtay, kat malikleri kurulu toplantısı için KMK'da öngörülen çağrı usulüne uyulmamasını, alınan kararların iptali için yeterli bir sebep olarak görürken, kararların karar defterine işlenmemesi konusunda neden aynı kesinlikte bir tavır sergilememektedir? Metindeki argümanlara dayanarak bu iki usul eksikliği arasındaki temel farkı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #121414

Metindeki analize göre, Yargıtay'ın bu iki usul eksikliğine farklı yaklaşmasının temel nedeni, bu eksikliklerin kat maliklerinin ortak iradesinin oluşumu üzerindeki etkisinin farklı olmasıdır. 1) Çağrı Usulüne Uymama: Usulüne uygun çağrı yapılmaması, bazı kat maliklerinin toplantıdan haberdar olmasını engelleyerek onların katılım, görüş bildirme ve oy kullanma haklarını ellerinden alır. Bu durum, toplantıda oluşan iradenin meşruiyetini ve tüm kat maliklerini temsil etme niteliğini temelden sakatlar. Bu nedenle Yargıtay, bu eksikliği, kararların esasına girilmeksizin iptalini gerektiren emredici bir kuralın ihlali olarak görmektedir (Yargıtay 20. HD, 2019/334 E. 2019/3144 K.). 2) Karar Defterine İşlememe: Kararların deftere işlenmemesi ise, usulüne uygun olarak toplanılmış ve karar alınmış, yani ortak iradenin zaten oluşmuş olduğu bir durumda, bu iradenin sadece kayda geçirilmemesi anlamına gelir. Metnin yazarı, bu durumu bir 'geçerlilik şartı' olarak değil, bir 'ispat şartı' olarak yorumlamaktadır. Yani, karar zaten geçerli olarak alınmıştır, deftere kayıt sadece bunun ispatını kolaylaştıran bir araçtır. Yargıtay'ın bu konuda kesin bir 'geçerlilik şartıdır' dememesi ve uyuşmazlıklarda defterle birlikte sair belgeleri de değerlendirmesi (Yargıtay 18. HD, 2002/6225 E. 2002/7188 K.), bu eksikliğin çağrı usulü kadar temel bir meşruiyet sorunu yaratmadığını düşündüğünü göstermektedir.