Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 06.12.2023 tarihli kararında, BAM'ın temyizi kabil olmayan bir bozma kararının temyiz incelemesine tabi tutulup bozulması, CMK'nın kanun yolu sistematiği açısından nasıl bir çelişki yaratmaktadır? Yargıtay'ın bu kararda kullandığı 'hukuken geçerlilik tanınmaması' ve 'yok hükmünde sayma' gibi kavramların hukuki temelini tartışınız.
Bu durum, CMK'nın kanun yolu sistematiğiyle açık bir çelişki yaratmaktadır. CMK m. 286/1, 'Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir' diyerek, BAM'ın bozma kararlarına karşı temyiz yolunu açıkça kapatmıştır. Dolayısıyla, usulüne göre yapılması gereken, CMK m. 298 uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermektir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin, temyiz yolu kapalı olan bir kararı inceleyip bozması, kanunun açık hükmüne aykırıdır. Kararda kullanılan 'hukuken geçerlilik tanınmaması' veya benzer kararlardaki 'yok hükmünde sayma' gibi kavramların CMK'da yasal bir dayanağı yoktur. Bu kavramlar, Yargıtay'ın, BAM'ın yetkisini aşarak (CMK m. 280'e aykırı olarak) verdiğini düşündüğü bir bozma kararının yarattığı hukuki sorunu aşmak için geliştirdiği, ancak kanunda yeri olmayan içtihadi çözümlerdir. Metnin yazarı bu durumu, Yargıtay'ın kendisini kanun koyucunun yerine koyması ve yetki aşımı olarak eleştirmekte, bu tür zorlama yorumların hukuk güvenliğini zedeleyebileceğini ve 'kanun devleti' ilkesinden sapmalara yol açabileceğini savunmaktadır. Yasal bir boşluk veya hata varsa, bunun giderilme yerinin yasama organı olduğu, yargının içtihat yoluyla kanunun açık hükmünü aşmaması gerektiği vurgulanmaktadır.